
Kırk bir yaşında, hayatının da bedeninin de yalnızca kendisine ait olduğuna inanan bir kadın — ve o inancı sarsan tek bir olay.
Melike kırk bir yaşında, nihayet hep olmak istediği kadına dönüşmüştür. Bağımsızdır, başarılıdır, bekârdır, zengindir. Muhafazakâr bir ailede büyümenin beraberinde getirdiği beklentilerden sıyrılmış, hayatının da bedeninin de yalnızca kendisine ait olduğuna inanmıştır. Ta ki tek bir olay, bu inancını sarsana kadar.
Bir anda ailesinin, erkeklerin, diğer kadınların, hatta milyonlarca yabancının onun bedeni hakkında söyleyecek bir sözü vardır. Melike ilk kez, bir kadının bedeninin ne kadar kolay herkesin meselesine dönüşebildiğini görür. Ve öyle radikal bir karar verir ki en yakın arkadaşları bile onu anlamakta zorlanır: iki memesini de aldırmak istemektedir.
Son derece kişisel bir tercih olarak başlayan bu yolculuk, kısa sürede Melike'nin kontrolünden çıkar; kadınlık, arzu, annelik ve güzellik üzerine bildiğimizi sandığımız pek çok konuyu tartışmaya açar.
Beden üzerindeki söz hakkını ve özgürlük uğruna göze aldıklarımızı sorgulayan; kışkırtıcı, kara mizahla örülü, bir o kadar da insani bir roman.
“Bir kadını kadın yapan nedir? Arzu edilmek bir güç müdür, yoksa başkalarının bakışına duyulan bir ihtiyaç mı?”

Aslı Perker'in bir önceki romanı: umudu, dostluğu ve insanlığı arayan bir yol hikâyesi.
Kitaba git →Kitapların iyileştirici gücüne inanan okurların buluştuğu topluluğa siz de katılın. Yeni kitap, etkinlik ve söyleşilerden ilk siz haberdar olun.